Sırbistan-Voyvodina,  Yurt Dışı

Sırbistan-Voyvodina-Novi Sad-Petrovaradin-Karlofça

Novi Sad -Voyvodina -Sırbistan

Belgrad’a kadar gelmişken Novi Sad’ı görmeden dönmek olmazdı. Eğer Belgrad’ı beğendiyseniz emin olun Novi Sad’ı daha çok beğeneceksiniz 😉

Öncelikle kısa bir bilgi vermek isterim. Novi Sad aslında Voyvodina’ya bağlı bir şehir. (Voyvodina Özerk Sosyalist Bölgesi; Sırbistan devleti sınırları içinde kalan ve denize çıkışı olmayan ve Macaristan, Hırvatistan ve Romanya’yla komşu olan, özerk bir bölgedir.)


Belgrad terminalinden otobüs ile 1saat 20dk civarında yapacağınız bir yolculuk ile kendinizi bu küçük ve şirin şehirde bulacaksınız. Ayrıca otobüs biletleri de çok uygundu, yanlış hatırlamıyosan gidiş-dönüş 30TL civarında bir ödeme yapmıştık. (dönerken başımıza gelenleri ayrıca anlatacağım, efsane bir macera yaşadık!)


Terminalde inip etrafınıza bakındığınızda şehir haritalarının olduğu broşürleri görebilir ve alabilirsiniz. Merkeze yürümek 10dk falan sürdüğü için yürümenizi tavsiye ederiz. Ara sokaklarda eski ama çok güzel yapılar ile karşılaşacaksınız.


Mesela ara sokakların birinde çok güzel bir sinagog ile karşılaştık. Maalesef kapalı olduğu için içerisine giremedik. Az ilerisinde Tourist İnformation bulduk ve (nerelere gideceğimizin listesi vardı fakat danışmakta fayda var) neler yapabileceğimizi sorduk ve sıralamamızı yaptık.


Önce merkeze yürüyüp bol bol fotoğraf çektik. Mimari olarak Belgrad’dan çok farklı çünkü burayı Osmanlı alamamış ve burası hep Avusturya-Macaristan etkisini sürdürmeye devam etmiş. Merkez dediğimiz yer bir meydan, Özgürlük Meydanı-Trg Slobode.


Stari Grad (Eski Şehir) – Trg Slobode (Özgürlük Meydanı)


Meydanda neler var: 1800lü yıllarda gotik tarzda yapılmış ve buranın en büyük kilisesi olan Meryem Ana Kilisesi ( St. Mary Church), Belediye Binası, Svetozar Miletić Anıtı (kim bu kişi de anıtı yapılmış derseniz; gazeteci, politikacı, eski belediye başkanlarından ve Sırpların Voyvodina’daki siyasi lideri olarak kabul edilmiş kişidir) ve yine 1800lü yıllarda yapılmış tarihi Hotel Vojvodina bulunmakta.

Belediye Binası, Svetozar Miletić Anıtı


Meydanda ve bu meydanın açıldığı küçük dar sokaklarda minik minik kafeler ve restoranlar var. Biz Belgrad’dan yola çıkarken kahvaltılık paket yaptırıp yol boyunca bir şeyler atıştırdığımız ve akşam da geri döneceğimiz için oturmadan yolumuza devam ettik. Siz de oturmasanız bile sokaklarda gezinmeyi unutmayın.

Meryem Ana Kilisesi ( St. Mary Church)


Kilisenin hemen sağından doğru Zmaj Jovina Caddesi boyunca devam ettiğinizde, Jovan Jovanovic Zmaj anıtı (aslında bir fizikçi olan Jovan, daha çok şairlik yönü ile tanınmış.) ve arkasındaki yer de Sırp Ortodoks Kilisesi Piskoposu’nun evi bulunmakta. Evin (ev de ev hani 🙂 sarayın mini versiyonu desek daha doğru olur 🙂 ) hemen solunda da St. George Klisesini görebilirsiniz.


Evin sağ caddesinden devam ettiğinizde burası bir parka çıkacak; Dunavski Park. Küçük şirin bir park. Bu parkın içinden geçip Tuna Nehri’ne doğru ilerleyip, Petrovaradin tarafına geçmek için köprüye yürümemiz gerekmekte. (tabi ki ulaşım da var ama bu sokaklara bir daha gelir miyiz bilmediğimiz için biz yürümeyi tercih ediyoruz.)

Dunavski Park yani aslında Tuna Nehrine açıldığı için Tuna Parkı


Petrovaradin-Voyvodina-Sırbistan


Tuna Nehri üzerindeki köprüden yürüyerek geçerek Petrovaradin tarafına geçtik. Novi Sad merkezden Petrovaradin Kalesi’ne (Petrovaradin Fortress) kadar yürüme süresi 15 dk civarında sürüyor. Tabi biz olabildiğince foto da çekmeye çalışıyoruz biraz süreyi uzatabiliyoruz 🙂 Ve bir çok tatilde olduğu gibi Türkler ile karşılaşıp sohbet de ediyoruz. (Kasım ve Süleyman’a sevgilerimle 🙂 )

Köprüden Kalenin fotoğraflarını almayı unutmayın. Petrovaradin Fortress
Petrovaradin Kalesinden Tuna Nehri manzarası


Petrovaradin Kalesinin geçmişinin M.Ö. bakır çağına dayandığı söylenmekte. Bu toprakları her fetheden kaleyi daha da genişletmiş büyütmüş ve sağlamlaştırmış. 1694 yılında Osmanlı da bu kaleye sahip olmaya çalışsa da maalesef sadece kuşatabilmiş fakat geri çekilmek zorunda kalmış.

Kalenin arka tarafı ayrı bir güzel

Kalenin bir kaç güzel kapısı, bir çok yer altı tüneli ve çok sade bir saat kulesi bulunmakta. Daha çok fotoğraf için kurtluyuzbiz instagram sayfamıza bekleriz 😉

Petrovaradin Kalesinin saat kulesi

Kaleyi de gezdikten sonra artık havanın kararmasına az kaldığı için taksi ile Karlofça’ya geçmeye karar verdik.

Karlofça-Voyvodina-Sırbistan


Tarih derslerinden bildiğimiz gibi, Osmanlı Devleti’nin gerileme dönemine girdiği anlaşma Karlofça Antlaşmasıdır. Antlaşma buranın tepesinde bulunan bir yerde yapılmıştır. Taksi bizi minik bir alan olan, Karlofça merkezinde bıraktı. Buraya kadar gelip de görmemek olmaz dedik ve başladık tepeye doğru yürümeye. Tabi biz tepeye çıkana kadar hava da karardı maalesef.

Karlofça merkezi


Karlofça Antlaşması‘nin yapıldığı tepeye çıkarken fark ettik ki ne bir tabela var ne de bu anlaşmayı bilen 🙁 açıkcası biraz şaşırdık. Bizi sorarken antlaşmanın yapıldığı bina olarak sorduğumuz için sanırım bilmiyorlardı çünkü şu an o yapı Barış Şapeli (Chappel of Peace) olarak adlandırılıyormuş.
İçeriyi gezmek için maalesef geç kalmış olsak da en azından binanız fotoğrafını çekebildik.

Karlofça Barış Şapeli


Bu yapının yapılmasının da bir hikayesi bulunuyor. Karlofça bölgesi tarafsız alan olduğu için anlaşmanın bu tepede bir çadır içerisinde yapılması kararlaştırılmış. Tarafların eşit statüde olduğunun göstergesi olarak da çadıra 4 adet giriş yapılarak taraflar aynı anda içeriye girmiş ve ilk defa yuvarlak masa kullanılmış. Aylar süren görüşmeler sonrasında 1699 yılında yapılan antlaşma, Osmanlı’nın yaptığı ilk barış antlaşması gerileme döneminin de başlangıcı olmuş.


Bu çadırın bulunduğu alana yıllar sonra, aynı çadırın benzeri bir yapı yapılmış. Yapılan 4 kapıdan bir tanesi tuğla ile örülmüş. bunun sebebi de “Türkler bir daha bu topraklara giremesin!” anlamındaymış. Fakat 2009 yılında Sırbistan güzel bir jest yaparak kapıyı açtırmış.


Şapeli de gördükten sonra artık o kadar çok acıkmış ve yorulmuştuk ki yemek vakti gelmişti. gitmeden önce ne yenir ne içilir araştırmalarımda burada bulunan bir şarap evinin çok fazla övüldüğünü görmüştüm. Hemen merkeze inip mekanı bulduk. Bermet Villa. İnternetteki bilgiye göre, 250 yıllık bu mekanda yapılan şarapların çok özel tarifleri varmış ve kesinlikle içeriklerini kimseyle paylaşmıyorlarmış. Sadece mekanı devam ettirecek erkek çocuklar zamanı gelince öğrenebiliyormuş. Açıkcası şarapları da yemekleri de çok güzeldi. Kesinlikle akşam yemeğinizi burada yemeden dönmeyin 😉


Novi Sad otogarından kalkan Belgrad otobüsleri buradan geçiyor. giderken buradan bineceğinizi bildirmeniz gerekmekte. Bermet garsonu otogarı arayıp müşterilerinin buradan bineceğini bildirdiği için yol kenarında durup bizi aldılar.


Otobüse bindikten sonraki yaşadıklarımızı ayrı bir bölümde anlatacağım. Genelde olan bir olay değilmiş, bize denk gelmiş maalesef.

Sonuç olarak Belgrad’a kadar gidip Novi Sad, Petrovaradin Kalesi ve Karlofça’ya gitmezseniz ayıp etmiş olursunuz 🙂

Şimdiden iyi tatiller 😉

 

Ben bir biyoloğum aslında, kendi işini pek yapamayanlardan :) ve ne yaptıysa yeteri kadar memnun olamayanlardan... 30lu yaşların başında, aşık, kabına sığmayan, devamlı değişik birşeyler ile ilgilenmeyi seven biri. Gezmeyi, eğlenmeyi, fotoğraf çekmeyi, konuşmayı, dinlemeyi, izlemeyi, okumayı ve yazmayı da sevince; paylaşmanın da güzel olabileceğini düşünen biri oldum :) Gezdiğim gördüğüm, okuduğum öğrendiğim, severek izlediğim, yediğim içtiğim, duyup araştırdığım her türlü bilgiyi paylaşmaya karar verdim. Ben bloger olmak istedim, tabi becerebildiğim kadar; çok da bir iddiam yok yani, olduğu kadar...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir