Sırbistan-Voyvodina,  Yurt Dışı

Sırbistan- Belgrad Kalesi ve Kalemeydan

Sırbistan’ın başkenti Beyaz Şehir (Beograd) Belgrad

Tamamen plansız bir şekilde, 2 hafta öncesinde biletleri alıp gittik Belgrad’a. Açıkcası ben bir yere gitmeden evvel araştırmalarımı yapıp, elime bütün notlarımı alıp öyle yola çıkmayı severim ama bu sefer ani oluşu nedeniyle tamamen hazırlıksız yakalanmıştım.

Erkut’un arkadaşı Zafer iş nedeniyle oradaydı ve “hadi gelin bende kalırsınız” diyince hoop atladık gittik 😊 neyse ki biletleri Pazar gidiş- Cuma dönüş olarak aldığımız için uyguna getirmiş olduk. Bir de Ekim ayı olması sebebiyle de hava çok güzeldi. Gündüzleri ılık, akşamları biraz serindi ama çok sıcak ya da soğukta gezmek tahmin edersiniz ki pek keyifli olmuyor.

Öncelikle hala vizesiz iken bence kaçırılmaması gereken bir ülke. Öyle çok fazla gezilecek yeri yok, 2 günde biter sadece görülecek yerleri göreyim de dönerim derseniz. Ama ayrı bir yazı olarak yazdığım Novi Sad’a 1 saat uzaklıkta olduğu için bence bir kaç günlük plan yapıp oraya da mutlaka gidin. Çünkü biz Novi Sad’ı daha çok beğendik 😉

Hadi başlayalım Belgrad’ı anlatmaya.

Belgrad

Sırbistan’ın başkenti olan şehrin kendi dillerindeki anlamı Beo-grad yani beyaz-şehir. Tuna ve Sava Nehirleri’nin birleştiği topraklarda ilk yerleşimin M.Ö. 6.yy da olduğu varsayılmaktaymış. Kültür olarak doğu ve batının sentezini de gösteren güzel bir şehir Belgrad.

Belgrad Kalesi (Beograd Fortness) – Kalemeydan (Kalemegdan)

Şehir merkezindeki meşhur Knez Mihailova Caddesinin sonuna yürüdüğünüzde kaleye ulaşabilirsiniz. Giriş ücreti bulunmamakta ve 24 saat boyunca açık bir kale.

M.Ö. 535 yılında , Tuna ve Sava nehirlerine bakan yeşillik bir tepeye yapılmış bu kale. Kalenin içerisindeki alan Kalemegdan. Aslında isminden de anlayacağınız üzere kalenin meydanı. 1521 yılında Kanuni zamanında fethedildiğinde verilen isim hala kullanılmakta. Dile kolay 357 yıl hüküm sürdüğümüz bir şehir! (dillerindeki kelimelerin yaklaşık %20si hala Türkçe)


Kalenin girişinde bir yapıt var; Osmanlı Askerleri, Sırp Askerlerine anahtar teslim ediyorlar. Osmanlı’nın şehri terk ettiğini anlatan bir yapıt.

1. İstanbul Kapısı :

1750 yılında yapılmış büyük bir kapı ve geçit bulunmakta; burası Stambol Kapısı yani aslında İstanbul Kapısı.

Kalemeydan’daki surların yapıları bir harika. 1750 yılında yapılmış büyük bir kapı ve geçit bulunmakta; burası Stambol yani İstanbul Kapısı. Üst kısmında da bir saat kulesi bulunmakta.

İstanbul Kapısı’nın hava karardıktan sonraki görüntüsü. Üstündeki de meşhur Saat Kulesi

2. Askeri Müze:

Kapının hemen önünde bir açık hava askeri müzesine denk geleceksiniz. Tanklar , füzeler, toplar ve ağır silahlar I. Dünya Savaşı ve Kosova Savaşı’ndan kalma mühimmatları görebilirsiniz.

Kapıdan Kalemeydan parkına geçtikten sonra karşınızdaki nehir manzarasına bayılacaksınız. Kalemgdan Teras Cafe de oturup manzaraya karşı bir şeyler yiyip içmenizi, hatta özellikle güneş batışında orada olmanızı şiddetle tavsiye ederiz.

Sava ve tuna Nehri’nin birleştiği yer.

3. Mora Fatihi Damat Ali Paşa ve Şeyh Mustafa Türbeleri

Osmanlı zamanından kalma; III. Ahmet döneminde sadrazamlık yapmış olan Mora Fatihi Damat Ali Paşa’nın (1716 yılında, Petrovaradin muharebesinde şehit düşmüş)  ve hemen aşağısında da Şeyh Mustafa’nın türbeleri de bu alanda bulunmakta. Ayrıca Sokullu Mehmet Paşa (sırp asıllı: Bayo Sokoloviç) anısına yapılmış bir çeşme göreceksiniz.

Damat Ali Paşa’nın türbesi

 

4. Paşa Konağı:

Şu an müze olarak kullanılan bir paşa konağı da bulunmakta. Biz geç gittiğimiz için giremedik.

Paşa Konağı

 

5. Pobednik – The Victor Monument – Zafer Anıtı

Meydanın iki nehrin birleştiği yere bakan kısmında, 25m lik bir sütunun üzerinde çıplak bir adam heykeli göreceksiniz: Sırpça Pobednik yani Zafer Anıtı ve bir de The Victor Monument yani Victor anıtı da denilmekte. Tabi ki bu heykelin bir hikayesi var. Victor’un bir elinde kılıç diğerinde de güvercin bulunmakta. 1928 yılında Balkan Savaşlarını kazanmaları üzerine yapılan heykel önce merkezde bir yere konulmuş fakat çıplak olduğu için halk uygun görmemiş. Bu nedenle Kalemagdan’a götürmeye karar verilmiş. Hatta çıplaklık o kadar rahatsızlık vermiş ki halka, 25m lik bir sütun üzerinde durmasına karar vermişler. Şu an o heykel Belgrad’ın simgesi haline gelmiş.

Uzaktan hem meydan hem de anıtın görüntüsü
Pobednik – Zafer anıtı ya da The Victor Monument – Victor’un Anıtı

Bir de efsaneye göre bu kalenin altında Attila’nın mezarı varmış.

Kalenin içerisinde ücretli olarak gezebileceğiniz bir de hayvanat bahçesi bulunmakta.

İyi gezmeler dilerim…

Ben bir biyoloğum aslında, kendi işini pek yapamayanlardan :) ve ne yaptıysa yeteri kadar memnun olamayanlardan... 30lu yaşların başında, aşık, kabına sığmayan, devamlı değişik birşeyler ile ilgilenmeyi seven biri. Gezmeyi, eğlenmeyi, fotoğraf çekmeyi, konuşmayı, dinlemeyi, izlemeyi, okumayı ve yazmayı da sevince; paylaşmanın da güzel olabileceğini düşünen biri oldum :) Gezdiğim gördüğüm, okuduğum öğrendiğim, severek izlediğim, yediğim içtiğim, duyup araştırdığım her türlü bilgiyi paylaşmaya karar verdim. Ben bloger olmak istedim, tabi becerebildiğim kadar; çok da bir iddiam yok yani, olduğu kadar...

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir