Amerika-New York,  Yurt Dışı

Amerika-New York neler yaptık neler!

Amerika-New York neler yaptık neler!

 

Balayından sonraki ilk tatilimizi, düşünülmemiş bir yerde, ani bir kararla Amerika, New York’ta yaptık 🙂

Nisan ayında Erkut’un, Los Angeles’daki ofis çalışanları ile birlikte oradaki bir fuara katılmasının gerekmesi ile başlayan tatil fikrimiz ile 2 ay sonrasında kendimizi New York’ta bulduk  🙂 Aslında benim gitmem gibi bir fikir yoktu en başlarda. Erkut’un İstanbul’a dönüş günü burada da bayramdan 2 gün öncesine denk gelince, “dönme ben de geleyim” dedim 🙂 Fakat Los Angeles yerine Erkut’un kuzeninin yaşadığı New York ‘a gitmeye karar verdik. Sağ olsunlar bizi çok güzel ağırladılar 🙂

Şimdi gelelim New York’ta geçen 1 haftaya…

Cuma akşam saatlerinde Türkiye’den yola çıkan ben, yine oranın Cuma akşamı oraya vardım. Söylerken çok güzel ama Atatürk Havaalanına girmem ile JKF de kapıdan çıkmam arasında tam 14 saat geçmiş oldu!!! Erkut da cuma sabahı Los Angeles dan yola çıkıp benden 1 saat evvel New York ‘a varmış, hava alanında beni bekliyordu. JFK havaalanı!!! Bence orası hava alanı falan değil başlı başına bir şehir!! Erkut kendi uçağının indiği yerden benim peronuma gelirken metroya binmiş hatta 1 aktarma yaparak yanıma gelebilmiş 😮

İlk akşam Ersen Abi ile bol bol sohbet ederek sabahlamış olabiliriz 🙂 Cumartesi sabah kaldığımız yer olan Queens’den metroya binerek Times Square’e gittik. Erkut “10 gündür LA deyim, Amerika’da yaşanmaz diyordum şu ana kadar!” dedi. Gerçekten buranın çok değişik bir atmosferi var. Gün içerisinde sokak sokak gezip keşif yaptık.

Times Square

Kuzenler arayınca hep birlikte yemek yemeğe bir şeyler içmeye gittik. 1 hafta süremiz olduğundan dolayı her dakikayı değerlendirmeye, yeni yerler görmeye, mekanları keşfetmeye koyulmuştuk.

Kuzenler bir arada 🙂

Ertesi gün çok şanslı olduğumuz bir gündü çünkü LGBT yürüyüşü olduğunu öğrendik 🙂 Bu kadar eğlenceli bir topluluk olamazzzz. O kadar çok eğlendik ki yürüyüşte, anlatılmaz yaşanır!!! Tabi ara ara bir yerlere girdik yemek yedik değişik içkiler denedik. Bu yürüyüşe denk geldiğimiz için çok mutlu olduk.

 

LBGT 🙂

 

Central Park

Pazartesi günü sabahtan Central Park’a, gittik akşamüzeri de Manhattan sokaklarına keşfe çıktık. Central Park bir harikaydıııııı.. Tabi ki bir günde bitirebileceğiniz gibi bir park değil. Ama öyle sanma gibi bir hata yapmıştık. Park girişinde parkın haritasının olduğu bir dergi aldık. Bir sayfayı yürüyerek bitirince parkı o kadar sanmak gibi bir saflık yapmış olabiliriz 🙂

İşte o meşhur dergi 😀 gördüğünüz yerde hiç düşünmeden alın. Tüm şehri bu dergi ile gezebilirsiniz 😉

 

 

 

Romeo&Juliet

Aslında dergi sadece parkı da içermiyordu, parktaki önemli yerleri anlatıyor, yollarını gösteriyordu. Ayrıca metro hatlarını ve diğer semtlerin yerleri de vardı. O harita çok yerde hayat kurtarıcımız oldu desem yalan olmaz. Parkın keyfini çıkarabilmek için yarısını da başka güne bırakmaya karar verdik.

Akşam için planımız tabi ki her gittiğimiz ülkede gitmemiz gereken bir yere gitmekti; Hard Rock Cafe 🙂 bir gün öncesinde uğrayıp tişörtlerimizi almıştık zaten! Evet biraz pahalı ama çok güzel bir anı bence.

Saat 10 da Hard Rock Cafe den çıkınca “sırada neresi var” diyen bana şaşkın gözlerle bakan Erkut “yorulmadın mı?” dedi. Benim algılayamadığım bir şey vardı; saat!!  hala gecem gündüzüm oturmamıştı ve Times Square o kadar ışıklıydı ki akşam olduğunu anlamam için kafamı dimdik kaldırıp gökyüzünü görmem gerekti. Ama hayır yorulmamıştım ve sokak sokak gezmeye devam ettik 🙂

 

National Museum

Salı günü sabahtan Central Park‘a yine gittik ama bu seferki amaç National Museum’u gezmekti. Gerçekten efsanevi bir müzeymiş!! Dünyanın oluşumundan başlayıp bugüne kadar nasıl geldik, neler oldu, evrim nasıl gerçekleşti, uygarlıkların oluşumu, dinlerin ortaya çıkışı, tüm canlıların modeller… her şeye cevap bulabileceğiniz dehşet güzel bir müze!!! Bir kaç kez daha gezebilirim burayı 🙂

 

 

 

Sonrasında biraz Manhattan’ın güneyine doğru inelim dedik. Yol boyunca görülmesi gerekenler listem doğrultusunda devam ettik.  Ve tabi ki elimizde dergimiz ile 🙂

Sırtında Dünya’yı taşıyan atlas heykeli
Rockefeller Center
Tepesine çıkmak kişi başı 85 dolar olduğu için açıkcası kıyamadık paramıza 🙂

Sonra sırayla Little Italy ve China Town…

China Town‘da yediğimiz çin böreği ve ördek kızartma çok lezzetliydi. (Ördek içerikli yemeklere dayanamayan bir çiftiz 🙂 her gittiğimiz ülkede illa bir ördek içerikli yemek yiyoruz galiba ! )

Sokak girişinde de yazldığı gibi burası Little Italy..
Bu da Çin Restoranındaki çin börekleri ve meşhur içkileri Soju!

 

Brooklyn Köprüsü

Biraz daha sahile doğru inip Brooklyn Köprüsüne gittik. Köprüden yürüyerek geçmek gerçekten çok keyifli bir deneyimdi. Ama fotoğraf çekme çabalarımız işkenceye dönüştü. Çünkü insanlar geçmeye çalışırken biz ve bizim gibi turistlerin amacı fotoğraf çekmek olduğundan, insanları rahatsız ediyorduk. “Çek çek şimdi, dur şu adam da geçsin, tamam şimdi müsait, ay dur saçım bozulmuş…” hahahaha… Zavallı kocacım 🙂

Arkada da görüldüğü üzere hava yaz günü bile bulutlu ve her an yağmur yağabilir modundaydı!

Battery parka gidip oradan bir motor kuruna katılmaya karar verdik. İnanılmaz güzel bir hava ve manzara eşliğinde turumuzu yaptık.

Ba yıl dımmm ..

Ardından Little Italy e geri dönüp, gündüz gezerken göz koyduğumuz bir restoranda, İtalyan usulü makarnalarımız ile ev yapımı şarabımızı içtik.

Çarşamba günü biz yine Manhattan sokaklarının keyfini çıkarıyorduk. Gidilmesi gereken her yere gidip denemediğimiz ne varsa denemeye çalışıyorduk. Akşam da Ersen Abi’nin ailesinin yaşadığı Brooklyn tarafına gidip hem gezdik hem de güzel bir akşam yemeği  yedik.

 

Perşembe günü Queens’te biraz alışveriş yaptık ayıptır söylemesi  :p ama hayırrrr maalesef fiyatların uygun olduğu dönemde değildik ve ucuz bölge çok uzaktaydı 🙁 Sonrasında tabi yine Manhattan’a geçtik. Akşam da Ersen Abi ve Eda ile birlikte bir Türk Restoranı olan Ömer Hayyam’a gittik 🙂 Çok eğlenme garantili, tavsiye edilir 😉

Ömer Hayyam- Türk Restoranı

Cuma ve son gün 🙁  uçağımız akşam saatlerinde olduğu için bavullarımızı hazırlayıp yine Queens bölgesindeki hediyelik alışveriş yerlerine uğradık. Hüzünlü bir uçak yolculuğu yaşayacaktık 🙁

Kısa bir tatildi ve resmen tadı damağımızda kalmıştı. Her akşam eve dönerken yürümekten gezmekten bacaklarım ağrısa da, hala gezemediğimiz sokaklar ve giremediğimiz mekanlar bırakmıştık arkamızda. Neyse bu sadece ilk Amerika maceramızdı nasıl olsa  bir sonrakini planlamamak için hiçbir sebep yoktu 😉

Amerika bir harika dostummm.. Denenmeli 😉

Ben bir biyoloğum aslında, kendi işini pek yapamayanlardan :) ve ne yaptıysa yeteri kadar memnun olamayanlardan... 30lu yaşların başında, aşık, kabına sığmayan, devamlı değişik birşeyler ile ilgilenmeyi seven biri. Gezmeyi, eğlenmeyi, fotoğraf çekmeyi, konuşmayı, dinlemeyi, izlemeyi, okumayı ve yazmayı da sevince; paylaşmanın da güzel olabileceğini düşünen biri oldum :) Gezdiğim gördüğüm, okuduğum öğrendiğim, severek izlediğim, yediğim içtiğim, duyup araştırdığım her türlü bilgiyi paylaşmaya karar verdim. Ben bloger olmak istedim, tabi becerebildiğim kadar; çok da bir iddiam yok yani, olduğu kadar...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir